OLACAK İŞ DEĞİL!

Bu yazı, öfke yazısıdır. Çevreye verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilemiyorum. 

Beşiktaşlılıktan ziyade, bir futbolsever olarak öfkem hududunu aştı, aştı, aştı. Hoş olmayan cümleler kurmak istememekle birlikte sıcağına sıcağına bir şeyler karalamak istedim.

2016 -2017 Turgay Şeren Sezonunun şampiyonu Beşiktaş ile 2016-2017 Ziraat Türkiye Kupasının sahibi Atiker Konyaspor, Turkcell Süper Kupa müsabakasında kozlarını paylaştı ve Atiker Konyaspor Beşiktaş’ı 2-1 mağlup ederek kupanın sahibi oldu.

Bu kadar.
 
trftr
 

Kusura bakmayın ama şu maçtan sonra “futbol” konuşmanın zamanı değil.

OLACAK İŞ DEĞİL! (Dikkat! Bu cümle içerisinde tüm sinkaflı küfürleri barındırmaktadır!)
 
Eski Spor Bakanından yeni Spor Bakanına, yalaka, tasmalı gazetecilerden sokaktaki sığ vatandaşa kadar herkes, aylardır yeni yapılan spor tesislerini öve öve bitiremiyor. Cumhurbaşkanımız eski futbolcuymuş da, spora ve sporcuya çok değer veriyormuş da, dünyanın hiçbir yerinde devlet bu kadar stat yapmıyormuş da, kulüpler ve taraftarları kıymetini bilmeliymiş de…
 
Hadi oradan!
 
Cumhurbaşkanı baktı ki tribünlerde yandaşı az, “Biraz da oralara çalışmalı!” dedi ve işe koyuldu. Konyaspor, Osmanlıspor, Kasımpaşa… Hepsi birer proje!
 
*
 
Passolig denen zırva hayatımıza gireli 3-4 yıl oldu. Passolig’i halka duyururken “sporda şiddeti önlemek” cümlesi öne sürülürken şiddeti önlemenin hikaye olduğu, yandaş şirketlerin rant uğruna futbolu kullandığı ve tribünlerde muhalif sesi susturmak olduğu besbelli ortadaydı.
 
20664607_470805829956077_306838102547577441_n
Yıl 2017 ve ben bu fotoğrafı görmek istemiyorum. Ben, çocuğumla maç izlemek istiyorum. Kardeşimle, kız arkadaşımla, küçük kuzenlerimle maç izlemek istiyorum. İnsanlar çocuklarıyla, hiçbir tehlike altında olmadan, rahatça maç izlemeli. Sahaya giren futboldan bihaber, hamasi siyasi sloganlarla doldurulan, beyinleri uyuşturulan yobaz gericilerin saldırılarına maruz kalmalalı. BIRAKILMAMALI.
 
pankart4 gün önce Medipol Başakşehir maçında Recep Tayyip Erdoğan’lı “Başkomutan” pankartı dalgalandırıldı. Bugün Samsun’da, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu vatan topraklarını kurtarmak için mücadeleyi başlattığı şehirde “Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa” pankartı stada alınmadı. Ama “Bugün tüm stadlarda maalesef İzmir Marşı söyleniyor, Konya hariç.” diyen gerici meczup “şeref tribünü”nde!
 
Maç başlar başlamaz sahaya atılan ses bombaları, meşaleler… 

İzlediğiniz 45 saniyenin 90 dakika boyunca sürdüğünü düşünün. O derece ciddiydi. Yeni Türkiye ile övünenlerin gurur duyacağı bu tablodan ben Eski Türkiye taraftarı olarak gurur duymuyorum. Çünkü bu işin oluru şu: Meşaleler atılır, anons yaptırılır. Bir kez daha olursa yine anons yaptırılır. Baktın olmuyor, hakem heyeti sahadan çekilir, soyunma odasına gider. Maç ertelenir ya da tatil edilir. Eski Türkiye’de bunlar oluyordu. “Lanet olsun kupasına da maçına da, insanlara zarar gelmesin.” şiarı vardı eskisinde Türkiye’nin, yenisinde eser yok. Öyle ki sahaya giren bir caniden mi yoksa tribünden mi atıldığı belli olmayan bir “kelebek bıçak” hakeme gösteriliyor, hakem efendi sanki o “silah” hiç kendisine verilmemiş gibi oyunu devam ettiriyor. OLACAK İŞ DEĞİL! (Dikkat! Bu cümle de içerisinde tüm sinkaflı küfürleri barındırmaktadır!)
 
 

 
Ercan Taner bu durumu şöyle yorumluyor:
 
Bu akşamki maç şampiyonlar ligi veya milli maç
olsaydı kesinlikle tatil edilirdi…

Artık siz de takdir edersiniz ki normal bir ülkede maçın çoktan ertelenmesi veya tatil edilmesi gerekiyordu. Maç devam etti, Konyaspor kazandığı penaltı ile kupanın sahibi oldu. Fırat Aydınus’un maçın bitiş düdüğünü üflemesiyle tüm Tükiye şu görüntüyle baş başa kaldı:

 

Zvonimir Boban'ı Hırvatistan'da "ilah" yapan tekme
Zvonimir Boban’ı Hırvatistan’da “ilah” yapan tekme

Aklıma Yugoslavya’nın dağılmasıyla sonuçlanan savaşın başlamasının en önemli etmenlerinden sayılan Dinamo Zagreb (Hırvatistan) – Kızılyıldız (Sırbistan) maçı aklıma geldi… Trabzonsporda oynarken, Trabzonspor dergisine savaşı anlatan Cale, şunları kaleme almıştı: “Maçta polis ile yaşanan atışmalar kavgaya dönüştü. Kızılyıldızlı taraftarlar, Dinamo Zagreb taraftarlarına küfür etmeye başladılar. Karşılıklı tribünlerde oturan taraftarlar tahrik olunca, aradaki bariyerler kırılarak aşılmaya çalışıldı. Güvenlik güçlerinin çoğu o gün Sırplardan oluşuyordu ve kalabalık Zagrebliler, sahaya girmeyi başarmıştı. Doğal olarak da Sırp polisler ve Hırvat taraftarlar arasında büyük bir kavga çıkmıştı. Polis, Dinamo Zagreb taraftarlarına saldırırken, futbolcuları da büyük öfke kaplamıştı. En çok öfkelenen efsane futbolcu Boban, bir anda öne atlayarak Sırp polise tekme ve yumruk attı. Boban’ın bu hareketi onu Hırvatistan’da ilah durumuna getirdi.”

Bugün, siyasi ve sportif gerginliklerin had safhada olduğu bu ortamda Beşiktaş tribünlerinden toplu bir karşılık verme durumunda Tanrı korusun neler olurdu, hiç düşündünüz mü?

Nasıl bir felaket atlattığımızın farkında mısınız?

Hepimiz şu soruyu soruyoruz: O kadar meşale, ses bombası, bıçak.. İçeriye nasıl girdi?

cagdas-sevinc

Çağdaş Sevinç ve bir çok gazetecinin yerinden aktardığı bu bilgiler ışığında: Ey TFF! X-Ray cihazı nasıl kaldırılır? İnsanlar nasıl aranmadan stada alınır? 

Maç sonu yayıncı kuruluşta yalakalığını bir gram esirgemeyen Alp Pehlivan “Bugün herkes üzerine düşen görevi yaptı.” diyor. Bu cümleleri nasıl kurabiliyorsunuz, hiç mi vicdanınız incinmiyor?

Ayıptır, ayıp!

*

En büyük teşekkürü Mehmet Demirkol hak ediyor. 

Yukarıdaki tivitten de anlaşılacağı gibi, çöp konteynırından hallice bir durumda olan Türk spor medyasındaki çiçeklerden bir tanesi Mehmet Demirkol. Öyle ki maç sonu yaşananlara en büyük tepkiyi veren oydu:

“İnsanların stadlarda söylediği şarkı türkülerle ilgileneceğinize stada giren kelebek bıçakla ilgilenin.” (NTVSPOR, 6 Ağustos 2017)

Velhasıl kelam, Passolig denen saçmalığın bir an önce kaldırılması, var olan güvenlik önlemlerinin hakkınca yerine getirilmesi, başkanların yöneticilerin siyasilerin ortamı germemesi artık farz olmuştur. Yoksa bu görüntüleri bu yıl çok izleyeceğiz. Ve bu böyle devam ederse geri dönüşü olmayan bir yola girilmesi an meselesi… 

Ve…

Bu ses hiçbir zaman kısıl(a)mayacak…

Continue Reading

Kuarejma.

Son bir haftadır Quaresma dillerde.

Ha geldi, ha gelecek… Gelir ya da gelmez bekleyip göreceğiz ama bu süreçte bir hayli şaşırdığım noktalar var.

Daha dün biz Fikret Orman ve yönetimini eleştirirken, “Kuarejmalar Gutiler geldiğinde çok seviniyodunuz, bu takım bu haldeyse sizin gibiler yüzünden.” diyenler, Quaresma adını yeniden duyunca bir başka oldular.

Ortalık Quaresma severlerle doldu. Öncelikle siz lütfen pisti boşaltın…

Bir de, “Kimse Beşiktaş’tan üstün değildir.” , “Siz Beşiktaşlı değilsiniz.”, “Beşiktaş’ın menfaatlerini düşünmüyorsunuz.” cümleleriyle kafa s…nler var.

Size Mehmet Aman yasalarını bildiriyorum:

1) Kimse kimsenin Beşiktaşlılığını sorgulayamaz.

Bu kadar.

Bununla birlikte, seviyorum arkadaş Kuarejma‘yı. Şu an takımda olan Olcay’dan, Oğuzhan’dan, Mustafa Pektemek’ten, parası ödenen ama ortada olmayan Sezer Öztürk’ten, Adebayor beklerken gelen-giden Enaramo’dan kat kat daha iyi olacağından adım gibi eminim.

“Ya Beşiktaş’a ne katkısı oldu allah aşkına.” diye serzenişte bulunanlara küçük bir istatistik bilgisi:

Quaresma: 2010-2011 / 2011-2012 = 73 maç, 18 gol, 27 asist.(1)

Konu Quaresma’nın gidip gitmemesi değildi benim ve bir çok “Q7’ci” için.

Kötü gönderildi, bir çoğu gibi… Ama ona yapılanların her halde eşi benzeri yoktu.

Dün gibi hatırlıyorum. Beyaz TV Spor Servisi‘nin, hakem Fırat Aydınus’un evine dadanan tombul muhabiri Mustafa, İnönü Stadı’nda, ikinci başkan Ahmet Nur Çebi ile röportaj yapıyordu. Soru aynen şöyleydi:

– Quaresma’nın tesislerde malzemecinin üzerine işediği söyleniyor. Doğru mu?

Manidar bir gülümsemeyle Ahmet Nur Çebi şöyle cevaplıyor acar muhabir Mustafa’yı:

– Yaaani duyuyoruz.

Yalanın bini bir paraydı… Velhasılı gitti. Şimdi geri gelecek diyorlar…

Bir yandan çok istiyorum yeniden Beşiktaş formasını giymesini…

Diğer yandan da istemiyorum.

Neden mi?

Fikret Orman’ın ‘Mali Genel Kurul’da aldığı tepkiler sonucunda ‘ibra edilememe’ korkusundan yaptığı “seçim hamlesi” vardı…

“Anladım ki siz seçim istiyorsunuz. Sandığı koyarız ve güven oylamasına gideriz. İlk yönetim kurulu toplantısında sandığı ne zaman koyacağımızı söyleriz. El mi yaman bey mi yaman görürüz.” (2) demişti. Aradan neredeyse 2 ay geçti, ne seçim var ne de başka bir şey…

Yine o gün çok alışılagelmiş bir şekilde stad bitiş tarihi çıktı Fikret Orman’ın ağzından.

20 Eylül… O gün de dudaklarımı yiyerek gülmüştüm, şimdi de gülüyorum.

Stad hakkında çokça ‘beyaz yalan’ (3) söylediği gibi, ‘tükürdüğünü yalamak’ta da usta birisine benziyor kendileri…

– “Onun futbol hayatını bitireceğim.” (4)

Fikret Orman söylediği yalanın altında kalmamak için, taraftarın çok sevdiği Quaresma’ya yeniden forma giydirip tükürdüğünü yalayacak, unutturmaya çalışacak bazı şeyleri.

Quaresma hakkında içimdekilerin hepsini spor yazarı Orhan Can daha önce de yazmıştı. Hepsini aşağıda sıraladım. Zahmet edip okurlar ise Beşiktaş’ın menfaatlerini bizlerden çok düşünen arkadaşlar, bir nebze olsun anlayacaklardır diye umuyorum.

Fikret Orman, kimdir, nedir, neler söylemiştir, tutarsızlıkları vs. her şeyiyle ayrı bir yazı konusu. Onu da en kısa zamanda yazıya döküp çekileceğim.

Ama son kez:

Quareeeeesma Quareeeeesma oooleeey oooleeey oooleeeeyyy...
Quareeeeesma Quareeeeesma oooleeey oooleeey oooleeeeyyy…

Mehmet Aman
12 Temmuz Pazar

Orhan Can’ın yazıları:

Kaynaklar

  1. Ricardo Quaresma istatistikleri
  2. Başkan Fikret Orman’dan seçim kararı
  3. Orman Lig TV’ye konuştu
  4. “Futbol hayatını bitireceğim.”

 

 

Continue Reading