Kim gazeteci, kim değil?

Mehmet AmanBaşlığa takılmayın. Aslında Türkiye’de herkes gazeteci. Ama nasıl?

Uğur Mumcu’nun tanımına göre gazeteci; haber ve bilgi kaynağına en çabuk ulaşan ve bu kaynaklardan dindiği bilgi ve haberleri okurlarına sunan insan demektir. O, gazetecinin bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun içinde gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur. Sır saklayan, haber ve bilgi kaynağını gizlemesini bilen, gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insandır gazeteci…*

Peki böyle midir Türkiye’de gazetecilik?

Hayır!

Türkiye’de gazeteci olabilmeniz için yapmanız gerekenler aslında çok basittir.

Asılsız ve temelsiz cümlelerle bir şeyler karalıyorsanız, iktidarın -sadece siyasi iktidar değil- ve gücün arkasını toplama görevini üstlenebiliyorsanız, havuzdaysanız ya da havuza girmek için çabalıyorsanız, genel ve yerel seçimlerden önce ortaya çıkıp bazen de “İnternet gazeteciliği yapıyoruz.” ayaklarıyla birkaç belediye başkan adayı ya da milletvekili adayının arkasından dolanıyorsanız kayıtsız şartsız, ağaçla ve Cristiane Amanpour ile asparagas röportaj yapıp gerçekleri çarptırsanız birilerine yaranmak için**, dönemin başbakanının ağzından çıkan bir cümleyi manşet yapıyorsanız gazetenizde ve aynı gün sizle birlikte diğer gazetelerde aynı manşetle çıkıyorsa piyasaya***, yine dönemin başbakanı sizi arıyorsa “Hayret ya!” diye sitem ediyorsa ve sizde “Anlaşılmıştır efendim.” diyerek anında yayını kesiyorsanız ve Türkiye Cumhuriyetinin kurucusuna kinayeli kinayeleri küfürler edebiliyorsanız, gazetecisinizdir. Say say bitmez.

Velhasıl kardeşim, Türkiye’de gazeteci olmak istiyorsanız, başta yalaka olmanız, güce tapmanız ondan sonra da verilen emrin katiyen dışına çıkmamanız gerekmektedir. Aksi takdirde, omurgalı duruşunuzu bozmaz, gerçek ve doğru dışında gözünüz başka bir şey görmezse ve bu yolda ilerlerseniz rahat yaşam sürmezsiniz… Maalesef durum bu.

Fakat bu durum doğru ve düzelmeyecek bir durum değil. Her şey de olduğu gibi, gazetecilikte de bu düzeni durdurmak bizlerin elinde. Yeni yetişen, bu mesleğin okulunu okuyan çoğu arkadaşım bu durumdan rahatsız ve bu durumu kabullenememekte. Umuyorum ki bu yolda yalnız değilim. Yalanlara, yanlışlara, kumpaslara karşı bu kavga hepimizin…

Neden Dayatmacıyız?

Aslında yazının ana konusu eğitimcilerin öğrencilere olan dayatma sevdası olacaktı.
Ancak; Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen “19. Milli Eğitim Şurası”ndan çıkan ve hala gündemde olan liselerde Osmanlıcanın zorunlu ders olması konusunda bugün (08.12.2014)  Cumhurbaşkanı öyle bir açıklama yaptı ki, yazının ana konusu başka bir şey oldu.

Ne dedi Cumhurbaşkanı?
– İsteseniz de istemeseniz de Osmanlıca öğretilecek ve öğrenilecek.****

İsteseniz de istemeseniz de bu olacak siz de bunu yapacaksınız.” diyen bir Cumhurbaşkanının olduğu bir memlekette, eğitimciler imza karşılığı öğrencilerini konferansa götürür. İlk 10 dakika konferans salonu tıklım tıklımdır, öğrenciler “İmza atalım, bir an önce gidelim.” diye sabırsızlanır, imza kağıtları bütün salonda dolaşır, imzalar atılır ve konferans daha yarım saatini doldurmadan salon boşalır…

xsfsgf

Şu cümleden sonra, hangi eğitimci dayatmacı olmaz ki…

Anlaşılan o ki şimdi ki eğitimciler ve yöneticilerden dayatmacı olmamalarını beklemek biraz hayalcilik gibi geliyor.

İş bizlere düşüyor…

Kaynaklar

* Uğur Mumcu, Gazeteci, Miliyet, 3 Mayıs 1992

** Kızılağaç dile geldi – Kirli itiraf http://www.takvim.com.tr/guncel/2013/07/04/kizilagac-dile-geldihttp://www.takvim.com.tr/guncel/2013/06/18/cnnden-kirli-itiraf

*** Başbakan döndü, medyanın canı feda – http://t24.com.tr/haber/basbakan-dondu-medyanin-cani-feda,231486

**** Erdoğan: İsteseler de istemeseler de Osmanlıca öğretilecek. – http://www.cnnturk.com/video/turkiye/isteseler-de-istemeseler-de-osmanlica-ogrenilecek

 

Continue Reading