“Siz bizden ne istiyorsunuz kardeşim?”

“Siz bizden ne istiyorsunuz kardeşim?”

Son yılların en çok kafa yoran sorusu. Sürekli düşündüren, sürekli akılla kavga haline düşüren soru. İktidara sorulan, cevabı çok basit soru. Aslında cevabını da bildiğimiz soru bu. Dedim ya çok basit, cevabı şu: “Tapuyu yırtıp, kira kontrası imzalamak istiyoruz.” 

Bu cevabı net alamıyoruz. Alamadığımız için kemiriyor bu soru beynimizi. Neden kardeşim? Lozan tapudur. Sevr kira sözleşmesi. Hem de ev sahibi öyle bir ay kirayı geciktirdiğinde “Olur, insanlık halidir.” diyenlerden değil. Kirayı bir ay geciktirdiğinde, bir çivi çaktığında, çocuklar  çok ses yaptığında kapının önüne koyacak cinsten… Gözünün yaşına bakmayan cinsten.

Neden?

“Lozan” gibi bir tapu varken elimizde, neden “Sevr” gibi bir kira sözleşmesini önümüze getirmek istiyorsun? 

Hüsnü Bozkurt’un isyanı bunadır.

*

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, Halk TV’de yayınlanan Halk Arenası programında yaptığı konuşmasında, Türk ulusunun egemenliğinin oylanacağı 16 Nisan Halkoylamasında “Evet” çıkarsa, “Evet” oyu verecekleri değil “Evet”i dayatanları ve onların akıl hocalarını yani emperyalistleri ve onların yerli işbirlikçilerini yeniden Kuvayi Milliye’yi rehber alarak “denize döküleceklerini” belirtti.

Var mı bir itiraz. Olmamalı.

Mütareke basınının iz düşümü “havuz medyası” marifetiyle bu sözler inanılmaz çarpıtıldı. Soruşturma açıldı. “Kontrollü muhalif” Kılıçdaroğlu “Milli iradenin üzerinde hiçbir güç yoktur. Öyle ‘Asarım, keserim, denize dökerim’ bunlarla olmaz. Her arkadaşımın, her siyasetçinin diline hakim olması lazım. Üç tane alkış geldi, diye diline hakim olamamak doğru değildir. Doğru bulmuyoruz.” buyurdu. 

Kemal Kılıçdaroğlu hakkında uzun uza yazmaya gerek yok. Çağdaş Bayraktar tek bir soruyla açığa çıkarıyor her şeyi:

Hüsnü Bozkurt’un bu sözlerinin arkasında durmamak için her halde “Sorosçu” olmak gerek. 

Yeri ve zamanı tartışmasını açmak ne kadar doğru bilmiyorum ama yeri ve zamanı geldi de geçiyor…

*

Hüsnü Bozkurt’un bu sözleri tartışıladursun, bir haber düşüyor önüme. Sözcü’den Saygı Öztürk’ün haberi: “Yunanistan, Ege’de işgal ettiği adalarımıza milislerini yerleştirdi”

İşgalci Yunan komutan ve milisleri

Haberin ayrıntıları şöyle: “Aydın- Hurşit Adası’nda egemenlik ve bayrak gösterisi yapan Yunan Milis Askerleri, Türkiye’ye meydan okudu. İleri karakola dönüştürüldü.

Yunan Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Alkiviadis Stefanis, 30 Mart 2017’de Aydın Hurşit Adası’nı ziyaret etti. Korgeneral Stefanis’in Hurşit Adası’na yaptığı ziyaret Yunan Kara Kuvvetleri Komutanlığı resmi internet sitesinde yayımlandı. Korgeneral Stefanis, hiçbir engelle karşılaşmadan Aydın Hurşit Adası’na geldi. Yunan bayrağının altında işgalci Yunan askerleri ile birlikte poz verdi. Aydın Hurşit Adası, Yunan Ahikerya Adası’na bağlanarak ileri karakol haline dönüştürüldü. Aydın Hurşit Adası’nda, Yunan 79. Milli Muhafız Taburuna bağlı 4.Piyade Bölüğü görev yapıyor.”[1]

Can yakıcı, sinir bozucu, kan dondurucu bu haberi okuduktan sonra yine aklıma Hüsnü Bozkurt’un katıldığı programda söylediği şu sözler geliyor:

“Bu ülkenin 18 adasındaki Yunan bayrağını indirmekten aciz zavallılar gidip Hollanda’da mahalle bekçileriyle kahramanlık taslıyorlar.”

Ve soruyor: “Siz bizden ne istiyorsunuz kardeşim? Sizi hangi öğretmenler yetiştirdi? Hangi okullarda okudunuz siz? Ne okudunuz ya?” 

Peki buna var mı bir itirazı olan?

Peki yok mu işgale ses çıkaracak olan?!

Mehmet AMAN


DİPÇE

[1] http://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/yunanistan-egede-isgal-ettigi-adalarimiza-milislerini-yerlestirdi-1775191/

 

Continue Reading

Panik yok…!

Ekrem Dumanlı, Ahmet Şık ve Nedim Şener‘in tutuklanmaları dolayısıyla şu yazıları
yazıyor:

 sanki insanların ev ve işyerlerinde aramalar keyfî yapılıyormuş gibi davranmanın
âlemi yok.
 
Hukukî süreç işliyor ve biz bu süreç içinde yargının elindeki bilgi ve
belgelere vâkıf değiliz. Birilerinin hedef şaşırtarak olayı siyasî bir boyuta çekmesi
ya da konuyla ilgisi olmayan kişileri suçlamaya yeltenmesi bambaşka bir
hukuksuzluktur. 

Desktop

7 Mart 2011, Pazartesi

Aradan yaklaşık 4 yıl geçti.
Kedi oğlan doğurdu.
Her şey tersine döndü…

Samanyolu Grubuna operasyon yapıldı. Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü
Ekrem Dumanlı’da gözaltına alınanların arasında.

Çıktı ve bir basın açıklaması yaptı.

“Vay vay vay Ekrem Dumanlı’nın suçuna bakın Türkiye Cumhuriyeti’nin
egemenliğini ele geçirme. Tayyip Bey ‘e sesleniyorum. Allah’tan korkun.
Ben sizinle dünyanın dört bir tarafına gittim. Türkiye Cumhuriyeti’nin
egemenliğini öyle mi ele geçirmeye çalıştım”

14 Aralık 2014, Pazar

Bu operasyonları yapanlara destek çıktığımı düşünenler olacaktır.

Düşünmeyin efendim.

Savunduğum tek şey gazetecilikle şakşakçılığı birbirine karıştırmamak.

Bu arkadaşlar zamanında şakşakçılık yapıyorlardı, şimdi gazetecilik.

Geçin efendim bu #ÖzgürBasınSusturulamaz ayaklarını.

Neyin ne olduğunu, gayet iyi biliyoruz. Anlıyoruz.

Geçin.

Ha bu arada, sanki insanların ev ve işyerlerinde aramalar keyfî yapılıyormuş gibi
davranmanın âlemi yok. Hukukî süreç işliyor ve biz bu süreç içinde yargının
elindeki bilgi ve belgelere vâkıf değiliz. Birilerinin hedef şaşırtarak olayı siyasî
bir boyuta çekmesi ya da konuyla ilgisi olmayan kişileri suçlamaya yeltenmesi
bambaşka bir hukuksuzluktur. 

Paniğe ve öfkeye gerek yok hukukî süreç işliyor…!

Continue Reading